Albert Einstein’ın Uzakdoğu Seyahatinde Tuttuğu Kişisel Bir Günlük Gün Yüzüne Çıktı

20. yüzyılın en büyük dahisi olarak kabul edilen Albert Einstein’ın Uzakdoğu seyahetinde tuttuğu kişisel bir günlük gün yüzüne çıktı.

1922 ve 1923 yılları arasında yazılan ve yayınlanma amacı olmayan bu günlükte Einstein‘a ait yabancı düşmanlığı ve ırkçı yaklaşımlar sergilediği öne sürülen bazı ifadeler tartışma yarattı.

Irkçılık karşıtı, hümanist ve sivil haklar savunucusu olarak bilinen Einstein’ın imajı ile tezatlık taşıyan günlük Princeton Üniversitesi tarafından İngilizce olarak yayınlandı. Günlükte Uzakdoğu gözlemlerini not eden Einstein genel olarak politika, felsefe, bilim ve sanat konularındaki fikirlerini yazmış. Ne var ki, seyahat sırasında karşılaştığı insanlar, buluştuğu ve konuştuğu kişilere ilişkin de görüşleri mevcut.

APIC/Getty Images

Einstein ikinci eşi Elisa Einstein ile APIC/Getty Images

Özellikle Çinlilere yönelik kullandığı ifadeler tartışmayı başlatan nokta oldu. Çinlileri pis ve tuhaf bir sürü olarak betimleyen Eİnstein, Çinli çocukları ‘ruhsuz’ ve ‘duygusuz’ olarak nitelendiriyor. Einstein günlüğüne şu cümlelerle devam ediyor:

“Çinliler diğer tüm ırkların yerini alırsa bu gerçekten üzücü bir durum olurdu. Bu, bizim gibiler için düşüncesi bile ifade edilemez ölçüde can sıkıcı bir şey.”

Çinli erkekler ile kadınlar arasında çok az bir fark olduğunu dile getiren Einstein, Çinli kadınların üremeleri için erkekleri nasıl cezbettiğini anlayamadığını kaydetmiş.

“Cehennemin dışarı kustuğu pis haydutlar”

Mısır’daki gözlemlerinde de benzeri notlar bulunan Einstein, Doğu Akdenizlileri (Levantenler) “cehennemin dışarı kustuğu pis haydutlara” benzetiyor.

Almanya’da Nazilerin yükselmesiyle 1933’te Amerika Birleşik Devletleri’netemelli göç eden fizikçi ırkçılığı “Beyazların bir hastalığı” olarak tanımlamıştı. Einstein’ın bu ifadeleri kullanmış olması bir çok insanda şok etkisi yarattı. Kendisi bir Alman olan Einstein Nazi Almanyası’na karşı net bir tavır sergilemiş ve ABD’de bulunduğu sürelerde sivil haklara ilişkin önemli konuşmalar ve girişimlerde bulunmuştu.

Benzeri yaklaşımları mevcut

Kaliforniye Teknoloji Enstitüsü Einstein Dokümanları Projesi Baş Editörü Ze’ev Rosenkranz bu günlükleri çeviren ve derleyen kişi. NBC’ye konuşan Rosenkranz, günlükteki ifadelerin aslında Einstein’ın hayatındaki diğer başka bilinen bazı hoşgörüsüzlüklerini ve entelektüel elitizmini destekler nitelikte olduğunu kaydediyor.

Rosenkarz örnek olarak Einstein’ın ön saflarda Birinci Dünya Savaşı’na katılmayı arzu eden bir biyoloji öğrencisini vazgeçirmek için yazdığı bir mektuba atıf yapıyor:                                                                                

“Katılmak istediğin bu savaştaki pozisyon düzinelercesiyle gelen hayal gücü kıt ve vasat kişilerce doldurulamaz mı? Değerli bir insanın hayatta kalması orada yaşianacak büyük bir didişmede yer almaktan daha önemli değil midir?”

Rosenkarz ayrıca Einstein’ın oğlu Down sendromlu olan bir arkadaşına yazdığı mektuba da değiniyor. Einstein arkadaşına oğluna bakarak değerli zamanını feda etmemesi gerektiğini ve onu kliniğe yatırma fikrini desteklediğini belirtiyor.

Rosenkarz: “Benim için bu mektuplar, onun ne tür hayatları daha değerli gördüğü ve hangilerini daha değersiz gördüğünü anlamak adına önemli bir belge olmuştur.”

Einstein’ın kendi hasta oğlu için de yazdıkları biliniyor. Ünlü fizikçi oğlunu Spartalıların yaptığı gibi doğada kendi başına bırakma fikrini pek çok kereler düşünmüş ancak bunu yapmamaya karar verip oğlunu özel bakıma aldırıyor.

Komplike bir figür

Rosenkranz Einstein’In oldukça komplike bir figür olduğunu belirtiyor ve daha önceki yazılarında Çinlilere ilişkin pozitif şeyler aktardığını da hatırlatıyor. Einstein’ın ayrıca koloniciliklerinden ötürü Avrupalılara yönelik duyduğu negatif hislerin varlığının da unutulmaması gerektiğini söylüyor.

 

Kaynak:Euronews

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir